ForzaVuvuzela

30 Mayıs 2010 Pazar

Lena


Son yıllarda izlediğim en güzel yarışmaydı dün akşam Oslo'da yapılan. Bahis şirketleri ve basın Azerbeycan'ı favori gösteriyordu. Şarkıyı internette bulup dinlediğimde "ilk beşe giremez" hemen ona göre bahis yapayım dedim. Üç bahis yaptım.

1- Lena ile Almanya kazanır... TUTTU

2- Türkiye, Yunanistan'dan çok puan alır...TUTTU

3- Belarus sonuncu olur...son anda 12 puan aldılar Gürcistan'dan ve yattı!

Müzik otoritesi diye adlandırılan kişilerin aslında bir boktan anlamadıkları bir kez daha ortaya çıktı. Komşuluk ve siyaset ne kadar rol oynarsa oynasın bu yarışma çok açık Almanya'nın hakkıydı ve öyle oldu. Manga iyi bir şarkı ile gelmemişti ancak farklı türde müzik yapması ve sahnesinin çok iyi olması onu ilk üçe sokardı ve soktu. Azerbeycan'ın şarkısını favori gösteren kişilere sormak lazım Ermenistan'ın şarkısından fazlası neydi?

Bu arada yeni bi aşk doğuyor. Lena tam evimizin kızı olmaya aday :)

18 Mayıs 2010 Salı

Yeter artık istifa et


Yazıklar Olsun!

Birileri "Ben bu Fenerbahçe taraftarının anasını nasıl ağlatırım?" diye düşünüp, mükemmel bir plan yapıp, sonra da bunu ince ince uygulamış olmalı ki 2006`dan sonra dünkü sonuca ulaşılabilsin. Birilerinin "Ben bu Fenerbahçe taraftarını nasıl kör kuyulara atarım, nasıl rezil, kepaze ederim?" diye düşünüp, planlar yapması lazım ki, dünkü anons rezilliği yapılabilir olsun. Milyonlarca taraftara bunları yaşatanlara;

Yazıklar olsun!

Bu dünyada kimsenin şahsi kavgalarını Fenerbahçe taraftarı üzerinden yapma hakkı olamaz. Kimse medyayla, siyasetle, federasyonla olan meselelerini, milyonlarca Fenerbahçe taraftarının gücüyle, parasıyla çözmeye çalışamaz. Yok öyle başkasının kesesinden efelik yapmak.

Kaprisleriniz yüzünden medyadaki bütün lobi gücümüzü yok ettiniz. Federasyon kurullarına tek etkili adam sokamadınız. Kulüpler Birliği üyeleri yüzünüze karşı şak şak yapıp arkanızdan kuyumuzu kazdılar.

Bize ne bu kavgalardan, bu şahsi hesaplardan? Bizler sarı-laciverte aşık insanlarız. Bizler için önce Fenerbahçe`nin onuru, gururu gelir. Gururumumuzu ayaklar altına aldınız.

Yazıklar olsun!

Denizli faciasına kadar bana birisi "Fenerbahçe şampiyonluğu son maçta kaybedecek" dese ağzımla değil, başka bir yerimle gülerdim. Şimdi ise bütün final maçlarına kesin yeniliriz gözüyle bakıyorum. Özgüvenimizi elimizden aldınız.

Yazıklar olsun!

Yeri geldi mi "Fenerbahçe Avrupa`nın en zengin 20. kulübü" diye böbürlenmeyi biliyorsunuz, peki futbol takımı Avrupa`nın en güçlü 20 takımı arasında mı? O paralar biz taraftarların parası ama aptalca transferlerle çarçur ediyorsunuz.

Yazıklar olsun!

Yöneticilik gönül işidir. Nedir bu 13 sene başkanlık? Devlet memuru gibi. Nasıl bir düşünce yapınız var? "Emekliliğe 8 senem kaldı, günüm dolsun öyle gideceğim" diye mi düşünüyosunuz? Bu mantaliteyi bizlere de yerleştirdiniz ya; en acısı o aslında. Hepimiz sizin gibi olduk. İçimizdeki ateş, gözlerimizdeki ışık söndü.

Yazıklar olsun!

Bülent Gündüz
hermes@antu.com

www.antu.com dan alınmıştır

5 Nisan 2010 Pazartesi

Milliyet Gazetesi Okuma, Alma, Web Sayfalarına Girme !



Milliyet Gazetesi almayın, aldırmayın.
Okumayın, web sayfalarını ziyaret etmeyin.


Milliyet gazetesi ilk sayfasından Fenerbahçe camiasından ve voleybol takımımızdan özür dileyene kadar bu boykota devam edelim.

17 Şubat 2010 Çarşamba

Futbolda sermayeye tepki


Manchester United taraftarlarınca Glazer ailesine karşı yürütülen kampanya, bütün zaaflarına karşın futbolda sermaye egemenliğine karşı cılız da olsa bir sesin çıktığını gösteriyor.

Futbolun son yıllarda bir “endüstri” haline geldiği gerçeğinin en fazla yaşandığı ülkelerin başında gelen İngiltere'de bir süredir farklı bir ses yükseliyor. Bilindiği gibi İngiltere'deki futbol kulüplerini, özellikle son yıllarda gerek Britanya gerekse başka ülkelerden gelen büyük sermaye sahipleri satın alıyorlar. Bunların çoğunun ortak özelliği borsa spekülasyonu, emlakçılık, inşaat gibi alanlarda sermaye edinmiş olmaları. Aralarında eski Tayland başbakanından Arap şeyhlerine, eski sosyalist ülkelerin oligarklarından Amerikalı emlakçılara kadar çeşitli isimler bulunuyor.

En önemli İngiliz kulüplerinden olan Manchester United, bundan birkaç yıl önce ABD'li Malcolm Glazer tarafından satın alınmıştı. İki oğlunu kulübün yönetiminin başına getiren Glazer, daha en başından itibaren taraftarlar tarafından reddedildi. Satış işlemi gerçekleşmeden önce “Manchester United herhangi bir sermaye grubunun değil, taraftarlarındır” eksenli bir kampanya yürüten kulüp taraftarları satışı engelleyememiş, ancak anlamlı bir tepkinin ortaya çıkmasını sağlamışlardı.

Kulübün bir süredir büyük bir borç yükü altına girdiği biliniyordu. Ancak kısa bir süre önce borç rakamları açıklanıp, bunun yüz milyonlarca pound olduğu ortaya çıkınca taraftarlar yeniden ayaklandılar. Glazer ailesinin kulüp kasasını nasıl boşalttığının kanıtlarına sahip olduğunu belirten taraftar grupları, “United'ı seviyoruz, Glazer'dan nefret ediyoruz” başlıklı bir kampanya başlattılar. Kampanyanın amacı Manchester United'ın Glazer ailesinden kurtulması. Kampanya kapsamında Britanya Başbakanı’na hitaben yazılan ve hükümeti, hemen harekete geçerek Manchester United Futbol Kulübü'nün ve diğer İngiliz futbol kulüplerinin sermaye açgözlülüğü tarafından yok edilmesini engellemeye çağıran bir dilekçe imzaya açıldı. Dilekçeyi bugüne kadar binlerce kişi imzaladı.

Taraftarlar, kampanya kapsamında, kulübün Newton Heath ismiyle demiryolu işçileri tarafından kurulduğu 1878 yılındaki renkleri olan sarı ve yeşilden oluşan atkılarla maçlara geliyorlar ve sarı yeşil renkler tribünleri giderek daha fazla dolduruyor. Açılan Glazer karşıtı pankartlar ise güvenlik görevlileri tarafından zor kullanılarak kapattırılıyor.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Savcılar Görev Başına. Organize Narkotik Suç...

Efes’ten açıklama bekliyorum

İtiraf ediyorum. Efes Pilsen’e karşı bir brand loyalty-marka bağlılığım var. Yani hiçbir mantıklı sebep olmaksızın takım tutar gibi bir markayı tutma aidiyet hissetme hali bende Efes’e karşı mevcut. Hepimizin vardır böyle takıntıları. Bunun basketbol takımının Avrupa’da kazandığı başarılarla bir ilişkisi var mı bilmiyorum. Ama hiçbir sportif aktiviteye dahil olmayan başka markalar için de aynı hislerim var. Bunu kazanmak şirketler için kolay değildir. Kaybetmekse bir anda olur.
Ve konu Efes Pilsen’se benim durumumda olanlar herhalde Efes Pilsen basketbol takımını tutanların milyon katıdır. Dolayısıyla TBF Başkanı’nın Kerem Gönlüm’de çıkan maddeyle ilgili yaptığı aşağıdaki açıklamaların da şirket tarafından bir daha değerlendirilmesi kamuoyuna duyurulması gerekir.
Bakın işin başındaki adam ne diyor:
“Kerem Gönlüm’de çıkan madde kurayla çekilen iki oyuncuda da bulununca bunun tesadüflüğü ortadan kalkıyor.”
“Oyuncu da savunmasında nereden girdiğini bilmediğini söyleyerek konunun çözümüne pek yardımcı olmadı.”
“Türkiye’ye girmesi yasal olmayan bir maddenin maç günü iki oyuncuda birden çıkmasının soruşturulması gerek”.
Başkanın kimi kime şikayet ettiğini anlamadım. Soruşturmayı kim yapacak? Mevzuuyu kim aydınlatacak bilmiyorum? Ama ben kendi adıma Efes Pilsen’e, yani tutuğum şirkete sormalıyım:
Çünkü aşağıda soracağım sorular uzun süredir konuşulan artık dedikodunun önüne geçmiş bir hikayenin doğru ya da yanlış olduğunu bize gösterecek.
1-Bu maddenin kanda sıfırlanma süresi çok kısa olduğu için tercih edildiği
2-4 kişinin organizasyonuyla İsrail’den getirtildiği
3-3. maçtan önce oyunculara avuçla şekerleme şeklinde dağıtıldığı
4-Doping listesinde olduğu söylenmediği ve ‘enerji verir alın’ diyerek oyuncuların cesaretlendirildiği
5-İki ABD’li oyuncunun bunu almayı reddettiği, diğer herkesin aldığı
6-Kerem Gönlüm’ün aldığı maddenin doping statüsüne girdiğini çok sonra anladığı ve yıkıldığı,
yönündeki söylenti sizin de kulağınıza geldi mi? Bu böyle konuşulurken, bizzat Federasyon başkanının açıklamaları da bu duruma tuz biber ekmişken, bize bir açıklama borçlu değil misiniz?

Mehmet Demirkol (Milliyet)

12 Ocak 2010 Salı

Bildiri : "Tanjeviç İstifa" Protestosu

Fenerbahçe Ülker Basketbol takımının başına getiriliş şekli ve sözleşmesindeki gizlilikler hep tartışma konusu olan Bogdan Tanjeviç’in geldiği günden bu yana oynattığı basketbol ortadadır.

Aydın Örs’ten çaldığı mirası her gün kötüye kullanmıştır. Basketbolu zevksizleştirmiş, son derece kaliteli oyunculardan kurulu takımımızı sıradanlaştırmıştır. Önce skorlara sonra ise seyirci sayısına yansıyan kötü gidiş 2009 un sonlarında tavana vurmuş iken 2010 a giriş tam bir hezimet olmuştur. Euroleague’de alınan 30-40 sayı farklı yenilgiler sıradanlaşmıştır. Bogdan Tanjeviç’in Fenerbahçe takımını getirdiği nokta kabul edilemez. Bu hafta Euroleague’de oynayacağımız maç takımımızı galibiyet halinde son 16 takım arasına taşıyabilir. Ancak Tanjeviç ile devam etmek gelecek maçlarda 30-40 sayılı hezimetlere devam etmek demektir. Bogdan Tanjeviç çok açık olarak Mahmut Uslu-Turgay Demirel ikilisinin basketbolumuza kazığıdır. Fenerbahçe basketbol şubesi mutlaka köklü değişimler yaşamak zorundadır. Bunun başlangıcı Tanjeviç ile yolları ayırmak olmalıdır. Perşembe günü tribündeki seyirci sayımız 500 bile olsa takımımıza sonuna kadar destek vereceğiz. Ancak maç öncesi, devre arası ve maç sonu skor ne olursa olsun “pankartlar, dövizler ve tezahüratlarla” Tanjeviç’i istifaya davet edecek ve protesto edeceğiz.
TANJEVİÇ İSTİFA EDENE KADAR PROTESTOLARIMIZI FUTBOL, VOLEYBOL VE BASKETBOL MÜSABAKALARINDA DEVAM ETTİRECEĞİZ…

BOGDAN TANJEVİÇ’İN GÖREVİNE DERHAL SON VERİLMELİDİR
TANJEVİÇ GO HOME !

FENERBAHÇE BASKETBOL GÖNÜLLÜLERİ

11 Aralık 2009 Cuma

Aziz Fenerium taraftarları!

Taraftar-kart ve Fenercell sayısında ezeli rakiplerinize açık ara fark atmanıza rağmen, bu sayıları önümüzdeki günlerde ikiye, üçe katlamak için ne duruyorsunuz? Teğet geçen kriz günlerinde hamdolsun, hemen de gevşiyorsunuz! Sultan Aziz’in vaatlerini, özellikle 3 sene üst üste şampiyonluk vaadini nasıl tutmasını bekliyorsunuz? Futbolcularımızın Bugatti’lere binmesini istemiyor musunuz? Bakın, futbolcularımız 300-500 bin TL’lik arabalara biniyorlar, tabii akabinde aşırı hız yapıp yoldan çıkarak taklalar atınca elleri kolları kırılıyor; daha güvenli arabalara binmek bu gencecik çocukların da hakkı! Fenerium taraftarları, Fenerium’lardan daha fazla ıvır zıvır alarak Duble Kazım’ın daha iyi arabalara binmesini sağlamalısınız, futbolcunuza lütfen sahip çıkınız! Lüks otellerin kral dairelerinde, yüksek surlarla çevrili, yüksek korumalı sitelerde bütün gün idman yapmakla yetinmeyen futbolcular, geceden sabaha kadar parti parti çılgın idmanlar yapmaktalar. O kadar çok idman yapmaktadırlar ki sahada yürüyecek halleri kalmamaktadır. Bugünlerde idman ve maç öncelerinde, onlara tepsi tepsi tereyağlı-viagralı baklavalarla hep destek tam destek olmayacaksınız da ne zaman olacaksınız? Hangi görevi yaptığını kendisi de bilmeyen Aykut Kocaman’dan bütün sorunları çözmesini beklemek ona kocaman bir haksızlık olmaz mı? Yerli malı yurdun malı eroin kullanmayıp da Kolombiya menşeli kokain kullanan, istiklal marşını sular seller gibi okuyan Herr kokainman Daum, 24 saat çalıştığı yetmez gibi, herhalde kokain etkisi ile “25 saat” çalışarak takımı bir yerlere getirmeye çalışıyor!Sizler nasıl 24 saat osura osura uyursunuz; gidin, Fenerium’lardan alışveriş yapın, sevdiklerinizle Fenercell’den konuşun, ne duruyorsunuz?! Fenerbahçe’nin haklarını daha iyi korumak için kulüpler birliğinden istifa edip “genel istek üzerine” ertesi gün çark ederek devam kararı veren Aziz sultanımızın sırtındaki yükleri hafifletmek için boş zamanlarınızda müteahhitliğini yaptığı inşaatlarda bedava amelelik etmemek için sizi kim tutuyor?Fenerium taraftarları, gün birlik günüdür. Damarlarında sarı-lacivert asil kan dolaşan siz! Zeki, çevik, ahlaklı futbolculara sahip olan siz! Kim tutar sizi, kim? Ezeli rakipleriniz sahalarda sarı-kırmızı parçalı formalarını daha da parçalarken, 5’e doldurduğunu 50’ye satan “tüp çocuk” başkanlık yarışına girerken, 3 sezon sonra 4 yıldızlı Fenerbahçe formalarını Fenerium’dan almak için saldırın! Gün bu gündür Fenerium taraftarları, saldırın! Fenerium’un raflarını boşaltın!Aslında iki maç seyircisiz oynama cezası Fenerium taraftarını etkilemez; Fenerbahçe yıllardır 5 yıldızlı stadında seyircisiz oynuyor zaten! Aslında maçlar Samandıra’da oynanabilir. Stadın tamamı da bir mağaza haline getirilmeli. Boklu dereden akacak pislik Papazın Çayırı’nda durmaz.Biz futbolun Fenerbahçe’sini sevenler, bugünlerde Fenerbahçe diye bize yutturulan bu saçmalıkları tenis maçı gibi izlemekten ve sıkılmaktan sıkılmadık mı?